Home / Bilgiler / Şakayık hakkında bilgi
SPONSORLU BAĞLANTILAR

Şakayık hakkında bilgi

Sponsorlu Bağlantılar

Eski Grekçe ‘de rüzgar anlamına gelen  anemon (Şakayık) ilk kez 1551 ‘de bir çiçeğe ad olarak verilmişti. Başlangıçta çiçeklere benzeyen deniz hayvanlarından “bitki-hayvanlar” diye söz ediliyordu.Deniz anemonu (Deniz şakayığı) sözcüğü ancak 1773’de kullanılmaya başlandı. Bugün deniz zooloji uzmanları bu hayvanlardan hemen hemen her zaman sadece “şakayıklar”diye söz ediyorlar. Bunların gerçek bir hayvan olduklarından kimsenin kuşkusu yoktur ama, deniz şakayıklarını kapsayan bölüm günümüzde bile hala “bitki-hayvanlar ” diye tanımlanıyor. Hayvanlarla bitkiler arasındaki temel farklar şunlardır:
2. Bir bitki besinini, fotosentez yoluyla, kendisi üretir. Bu işlem için yapraklarındaki yeşil klorofili kullanır. Bir hayvan tam besin alır.
3. Bir bitki hareket edemez. Bir hayvan yanda yörede istediği gibi dolaşır.
4. Bir bitkinin belirli bir duyarlığı yoktur. Bir hayvanda ise, genellikle fark edilebilecek duyu organları vardır.
Bu üç prensibin istisnaları olabilir. Özellikle ilkel hayvanlarla ilkel bitkilerde söz konusudur. Ancak bu prensipler yine de işe yarayan rehberlerdir.
Bir deniz şakayığının basit duygu organları vardır, tam besin alır ve işin en garip tarafı, etrafta da dolaşabilir.
Deniz şakayıklarının en ilginç özellikleri renklerinin çeşitliliği ve birçok türde bu renklerin yarattıkları güzel şekillerdir. Daha yüksek hayvanlarda renkler ve şekillerin kamuflaj, uyarı renkleri, tanıma işaretleri oluşturmak için görevleri olduğu ve bunların yine bu tür başka işlere yaradığı bilinmektedir. Oysa deniz şakayıklarının böyle şeylere gereksinimleri yoktur. Bunlardan yararlanmaları da olanaksızdır. Bu yüzden renkleri ve şekilleri salt sanat- görüntüsü sayılıyor.
UZUN ÖMÜRLÜ VE HAREKET EDEBİLEN HAYVANLAR

Şakayık hakkında bilgi
Şakayık hakkında bilgi

Şakayıklar sadece denizde yaşarlar. Ama bu hayvanlara dünyanın her bölgesinde, denizin ka­barıp çekildiği sığ yerlerden okyanusların derin­liklerine kadar her kesimde rastlanılabilir. Şaka­yıklar en çok sıcak denizlerde görülür ve bu ke­simlerde genişlikleri doksan santime kadar erişe­bilir. En küçükleri ancak bir toplu iğne başı ka­dardır. ama bu durumun açıklanması da gerekir. Pek obur olan şakayıklar yakalayıp yutabilecek­leri her canlının etini yerler. Bunlar kendi göv­delerine oranla daha büyük avları bile yutabilirler. Bir şakayığın bir diğerini yutması da görülmemiş şey değildir. Bu hayvanların birbirlerinin zehirine karşı bağışıklıkları da yoktur. Ama diğer taraftan şakayıklar uzun bir süre besin almadan yaşayabi­lirler. O zaman yavaş yavaş küçülürler ve sonunda iyice ufalırlar. Belki de şakayıkların uzun ömürlü olmalarının sırrı budur. Akvaryumlarda yüz yıl yaşayan şakayıklar görülmüştür.
Deniz şakayıkları “bir noktaya kök salmış” da değillerdir. Hatta denizin dibinde toprağı ka­zıp içine girenleri bile vardır. Genellikle bir kayaya yapışık halde görülenler, kaidelerinin üzerinde kayarak ilerlerler. Bazıları ise takla atarlar. Eğile­rek dokunaçlarıyla alt tabakayı yakalarlar. Sonra kaidelerini serbest bırakırlar ve daha ileriye tutun­mak için bunun üzerinde kayarlar. Birkaç tür ka­yarak yol almak için yan yatar ya da şişinir ve ayaklarını yerden keserek suda sürüklenirler.
BESLEYİCİ ORGAN GÖREVİ YAPAN YAKICI DOKUNAÇLAR
Bir şakayık silindir biçiminde bir tulumdur. Üst yüzeydeki ağzının etrafında dokunaçlardan oluşmuş bir daire vardır. Diğer uç ise düz ve disk şeklinde bir kaide halini ya da ayak halini almıştır. Hayvan bunun yardımıyla sağlam bir desteğe yapışır. Bu doku perdecikler ya da zarla (mesenter) bölümlere ayrılmıştır. Aşağıya doğru sarkan bu perdecikler mideyi kısmen sekiz bölü­me ayırırlar. Besini, yakıcı kapsülleri bulunur. dokunaçlar yakalar. Bir karides, bir balık gibi küçük canlılar dokunaçlara süründüğü zaman, ya­kıcı kapsüller harekete geçer ve avlarını felce uğratarak yakalanırlar. Yanlardaki dokunaçlar ise kıvrılarak yakma ve tutma işini sürdürürler. So­nunda hepsi ağıza doğru uzanır ve ağız kurbanın etrafını sarıverir. Daha sonra avın sindirilemeyen kısımları ağızdan dışarı atılır.
Yakıcı hücreler ya da kapsüller deniz şakayıklarını kapsayan Knlitliler grubunun özellikle­rinden biridir. Bu filumda şakayıklardan başka medüzler de vardır. Bunların yakıcı kapsüllerini çok kimse bilir. Bu yüzden Kilitlilerden “yakıcı hayvanlar ‘1 hatta daha da iyisi “ısırgan hayvanlar” diye söz edilir.

Yakıcı hücreler ya da nemotosistler çift çeperli kapsüllerdir. İçleri zehir doludur. Bunlar dokunaçların dış yüzeyinde bulunur. Her bir kapsülün içinde çöreklenmiş; içi boş bir iplik­çik vardır. Bazen bunların dibinde bir iğne de olabilir. Kapsülün dış ucunda ise dikene benzer bir çıkıntı bulunur ve bu, tetik görevini yapar. Buna dokunulduğu zaman çöreklenmiş olan iplik dışarı fırlar atılırken içi dışına döner ve sivri ucu avın derisini deler. İçi boş iplikten zehir akar. Bazı nematosistler, deriyi delecekleri yerde, kur­bana yapışırlar. Üçüncü bir tür iplik ise avın etra­fına sarılır. Bazı nemotosistler sadece dokunma yüzünden harekete geçmekle kalmazlar, belirli bazı kimyasal maddeler de bunlar bakımından bir uyartıcı görevi yapar.
Şakayığın vücut-çeperi iki tabaka hücreden oluşur. Ama burada etkili kas dizileri de vardır. Bunlardan bir takımı uzunlamasınadır ve ayaktan dokunaçların diplerine kadar uzanır. Diğeri ise spiral biçimdedir ve vücudun etrafını dolaşır. Bu kasların uzatılıp kasılmasıyla vücut şişer ya da büzülür. Ayrıca vücudun ve dokunaçların birden ­bire çekilmelerini sağlayan bir dizi çekici kas da bulunur. Şakayığın duygu organları çok ilkel­dir. Sinir sistemi de çok basittir. Bu sadece sinir hücrelerinden oluşmuş bir ağdır.
Yakıcı kapsüllerin hareketi otomatiktir. Te­tiğe dokunulmasının bir sonucu gibidir. Yani ref­leks hareketidir. Her nematosistin dibine bir sinir teli uzanır. Zehirli iplik fırlatıldıktan sonra doku­naçların hep bir anda hareket etmelerini sağla­yanlar da bu sinir telleridir. Şakayığa dokunul­duğu zaman onun büzülmesine ise, yukarıda sözü edilen sinir ağı neden olur. Şakayığın yeniden genişlemesini sağlamak için suya besleyici bir karışım atılır. Örneğin milyonda bir nispetinde bir midye salgısı şakayığın vücudunun genişleme­sine ve dokunaçların ağır ağır uzanmasına yol açar. Dokunaçlar belki de ancak bir saat sonra tam olarak uzanırlar. Sonra gövde hafifçe sallanır ve dokunaçlar da, sanki yiyeceği yakalamaya ça­lışıyorlarmış gibi, dalgalanırlar.
EŞEYLİ VE EŞEYSİZ ÜREME
Şakayıkların çoğu ya dişi ya da erkektir. Ama bazıları iki cinsli yani erseliktir. Bazı türler, yumurta ve spermalarını etraftaki suya salar. Di­ğer türlerde ise larva ana gövdenin içinde gelişir. Yumurtaların boyları değişiktir. En büyüğü ancak bir milimetre genişliğindedir. Bu, en küçük yu­murta dan bile bin misli büyüktür. Döllenen yu­murtalar dibe çöker, sonra bölünerek ya da ayrı­larak oval biçimi larvaları oluştururlar. Bunlar denizin dibinde toprağa yapışırlar. Dokunaçlar oluşturarak beslenmeve başlarlar.
Bir şakayık başka yöntemlerle de üreyebilir. Boylamasına yarılarak ayrı bireyler oluşturur ya da vücudun orta kısmında, dokunaçlardan bir halka meydana getirir. Ondan sonra üst kısım ko­par ve böylece bir şakayığın yerine iki tanesi üremiş olur. Bazı türlerde ise parçalanma ya da kırılma yoluyla yavrular oluşturulur. Parçalanma da dokunaçları da olan küçük şakayıklar bir ana­nın kaidesinden çıkarlar. Ayrılarak uzaklaşırlar. Kırılma ise dolaşmaktan hoşlanan türlerde görü­lür. Şakayık kayaların üzerinden kayarken kaide­den bazı parçalar kopar. Bunlar geride kaldıkları için canlanarak pek küçücük ama her bakımdan eksiksiz yeni şakayıklar halini alırlar.
DÜŞMANLAR
Şakayıkların düşmanları iri deniz salyangoz­ları, deniz örümcekleri, balıklar ve bazen da deniz yıldızlarıyla yengeçlerdir.
HUZURSUZ ŞAKAYIKLAR
Şakayıkların değişik ilerleme yöntemleri vardır; ancak bunlardan her zaman yararlanmaz­lar. Fakat bu hayvanlar bir bakıma devamlı hare­ket halindedirler. Sanki ağır ağır oynanılan bir baleye katılmaktadırlar. Bu durum önemli bir bu­luşa da yol açmıştır. Bu yedi buçuk-on santim boyunda olan Tüylü Şakayıkla ilgilidir. Bunun tepesinde çok sayıda küçük dokunaçlardan oluş­muş adeta tüylü gibi bir taç vardır. Tüylü şakayık­lerrden otuz kırk kadarı bir akvaryum da birlikte yaşadıkları zaman her biri değişik biçimler alır­lar. Kimisinin vücudu gerilir, kimisininki ise kısa­lıp kalınlaşır. Veya belki de o bazısının gövdesi kısalarak incelir ve üzerinde kırışıklıklar belirir. Ya da bir kısmı bir yana eğilirler. Dokunaçlar dayine türlü boylrda uzatılır ya da kısaltılır.

Bazen bir ya da daha fazla şakayık şişerler ve dokunaçlarını içeri çekerler. Bu yüzden, kayalara yapışmış balonlara benzerler. Bazıları ise öyle büzülüp küçülürler ki kayanın üstünde düğmeleri andırırlar. Bunları birkaç dakika seyredebilirsiniz ama hareket ettiklerini farkedemezsiniz. Fakat şakayıkları siyah bir fonun önünde dikkatle, sürek olarak izlerseniz ve zaman zaman şekillerini çizcrseniz, o zaman hayvanların devamlı hareket halinde olduklarını anlarsınız. Bu buluş, hızlandırılmış filmi de içeren, değişik deneysel yöntemlerle de desteklenmiştir. Şakayıklarda ısısı değişmeyen, içinde besin bulunmayan ve titreşimleri çalkalanmayan sulara konuldukları zaman da hareket ritmi devam eder. Bunu sadece suya besin atılması ya da diğer rahatsız edici faktörler engelleyebilir. Şakayıklar o zaman daha kesinlikle ve bir amaca yönelerek hareket etmek suretiyle tepki gösterirler. Bu doğal hareket ritminin (düzünün) yararı şudur Hayvanı beslenme, savunma yaşamını sürdürmesi için gereken diğer faaliyetler için sürekli olarak hazır halde tutar.
Bu harekete doğal faaliyet ritmi düzünü adı verilir. Çünkü kendi kendine başlar ve kendi kendine devam eder. Artık bunun bütün yaşayan organizmalarda var olduğunu biliyoruz. Bunu belirgin görünümleri bir örneği kalbin atışlarıdır. Daha az belirgin olanları da vardır. Örneğin uyuduğumuz zaman hareketsiz yatmayız. Vücutlarımız sürekli ama ağır bir hareket içindedir. Bu tüylü şakayıkların vücutlarında farkedilen hareketten farksızdır.

SPONSORLU BAĞLANTILAR

About volkan

Check Also

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Deniz mahsullerinin bulaşıcı olmasını açıklayan değişik faktörler vardır. Kabuklu deniz ürünleri, deniz altındaki doğal barınaklarda …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir