Home / Bilgiler / Su Püskürten Tulumlular Nedir
SPONSORLU BAĞLANTILAR

Su Püskürten Tulumlular Nedir

Sponsorlu Bağlantılar

Su püskürten tulumlular denizde yaşarlar. (Bunlar bazen “Yumuşak deniz polipleri” diye tanımlanırlar.) Yerlerinden hiç kımıldamazlar. Bazı Tulumlular tek başlarına yaşarlar, bazıları ise kümeler halindedirler. Üçüncü bir grup ise koloniler oluşturur. Hepsinde de vücut katı, pelteye benzeyen bir torba ya da tulumla sarılmıştır. Tulumlu adı da bundan ileri gelir. Bir tulumluya dokunduğumuz zaman fışkırdığını gördüğümüz iki fiskiyeye benzer su, iki delikten püskürtülür. Bunlardan biri hayvanın üstündedir ve içeri çekme deliğidir bu. İkinci delik ise yandadır, bu da dışarı verme işleminde kullanılır. Hayvan rahatsız edilmediği sürece su, giriş deliğindeki denizi döven tüylerin (kirpik) yardımıyla içeri alınır. Bu su oksijen ve besin getirir. Sonra su sürülerek çıkış deliğinden atılır ve boşaltım maddelerini de birlikte götürür.■ Tulumun içinde hayati organlar bulunur. İçeri çekilen su akımı geniş bir yutağa dolar. Bu yutak çıkış deliğinin yakınında sona eren kısa bir barsağa açılır. Yutağın bir yanı dışında bu organlar vücut boşluğunda (atriyum) hiç bir yere bağlı değildirler. Vücut boşluğunun çeperleri “manto ” ya da “koruyucu iç deri” diye tanımlanan kaslı bir tabaka oluşturur. Bunun üstünü de peltemsi tulum kaplar. Yutağın çeperlerinde sıra sıra bin tane ya da daha fazla dikey yarık vardır. İnce kan damarları bu yarıkları ayıran şeritçiklerden geçer, böylece yutağın çeperleri solungaç görevi yaparlar. Şeritler kirpiklerle kaplıdır. Bunlar hep bir arada suyu döverek bir akıntı oluştururlar; suyun giriş deliğinden içeriye dolmasını sağlarlar. Sonra bunu bütün yarıklardan geçirirler. Karın boşluğunda basit bir kalp de vardır. Bundan çıkan damarlar dallara ayrılarak ince bir ağ oluşturur ve bu, solungaç yarıklarını ayıran şeritlerden geçer. Sinir hücrelerinden oluşan bir düğüm, sinir garıglionu, giriş ve çıkış deliklerinin arasında, mantonun içindedir ve bir beyin görevi yapar. Bu gangliondan birkaç basit sinir uzanır, üremeyle ilgili olanlar dışında, başka sadece birkaç organ vardır. Bunların yapıları da ilkeldir.
ŞAMANDIRALAR VE GEMİLERİN KİRLENMESİ

Tulumlular bütün denizlerde bulunurlar. Bu hayvanlar gelgitle suların alçalıp yükseldiği kıyı şeritlerinden okyanusun derinliklerine kadar her yerde yaşarlar. Örneğin sığ yerlerde iskele kazıkları üzerinde çok sayıda tulumlu olur. Tek başına yaşayan tulumlular çıkıntılı kayaların ve demir atılarak uzun bir süre denizde bırakılan sandalların altından, şamandıraların ya da dubaların ve rıhtımların suya batık kısımlarından sarkarlar. Kümeler oluşturan tulumlularla bazı yalnız yaşayan türler de kayaların ve taşların, çift kabukların ya da iri yengeçlerin üzerinde gelişirler. Birçok türü ise kısmen kuma gömülür ya da tulumlarının dış tabakalarının içine ufak çakılları ya da kum taneciklerini alır. Koloni halinde yaşayan tulumlular kayaların üstlerini veya diğer sert yüzeyleri kaplarlar. Bu toplumlarda müşterek bir tulumun içinde sürüyle, hatta yüzlerce birey bulunur. Bireyler daireler, ovaller ya da yıldızlar biçiminde toplanırlar. Her bireyin kendi giriş deliği vardır. Ama bir grubun bütün üyeleri ortadaki bir tek çıkış deliğinden yararlanırlar. Çok derin sularda, 4.800 metreye kadar olan yerlerde, hatta daha da aşağılarda tulumlular manganez yumrularının ya da başka katı cisimlerin üzerine yerleşirler veya uzun saplar oluştururlar. Sapın alt bölütü çamura ya da sulu çamura gömülüdür. Çok uygun bir şekilde uçurum tulumlusu diye adlandırılan bir tulumlu da durum böyledir.
DENİZİN TEMİZLENMESİ

Tulumlular, süngerler ve çift çenetli yumuşakçalarla birlikte, birer canlı tulumlu istasyonları sayılabilirler. Durmadan vücutlarından su geçirerek bundaki küçük besin parçacıklarını ayırırlar. Kıyıda ve sığ sularda yaşayan tulumlular ölü bitki ve hayvanların parçalanmasından oluşan mikroskopik zerrelerle beslenirler. Bunların, planktonun çok küçük üyelerini yemeleri olasılığı da vardır. Kıyılardan uzakta, suyun daha temiz olduğu yerlerde yaşayan tulumlular genellikle planktonla beslenirler. Ama besin elde etme yöntemi bütün türlerde aynıdır. Solungaç yarıkları arasındaki şeritlerde bulunan tüyler (kirpikler) besin parçacıklarını bir tarafa doğru gönderirler. Burada kirpikli bir oluk vardır. Oluktaki salgı bezi hücreleri sümüksü bir madde çıkarırlar. Besin parçacıkları buna takılır. Ondan sonra kirpikler besin dolu sümüksü maddeyi yukarıya, yutağın iki yanından dolaşan bir oluğun üzerinden tepeye doğru gönderirler. Sümüksü maddeyi tepedeki diğer kirpikli bir oluğa, ince sırt levhasına doğru sürerler. Besin buradan yutağın o tarafına indirilir; sonunda da mideye gider.
TETAR LARVA

Her tulumlu hem dişi, hem de erkektir. Hayvan, yumurtalarını ve spermlerini suya döker Burada başka bir tulumlunun spermeleri yumurtaları döller. Ama bazı türlerde yumurtalar dişinin vücudunda kala: ve bunlar içeri çekilen sudaki spermler tarafından döllenirler. Her iki durumda da larva denizde bağımsızca yüzer. Bu, küçücük, uzun kuyruklu bir tetara benzer. Başının önünde bir emici ve bunun hemen arkasında da bir ağız vardır. Kuyrukta, omurgalı hayvanların yavrularında olduğu gibi, bir sırtipi (noto.korda) ve bir sinir teli bulunur. İç organları genellikle ergin tulumlununkinden daha iyi gelişmiştir. Ergin tulumlunun iç organları yozlaşmıştır. Tetar, bir süre sonra sert bir yüzeye tepe üstü yerleşir. Kuyruğunu, sırtipi ve sinir teliyle birlikte, içine alır. Kuyruğun bulunduğu yerde, uçta, iki delik oluşturur, sonra yavru bir tulumlu halini alır. Tetar larvanın anatomisinin bazı özellikleri omurgalıların yapılarıyla karşılaştırılabilir. Gördüğümüz gibi kuyrukta bir siniripi ve içi boş bir sinir teli ya da sinir borusu vardır. Bunların dışında üç dizi halinde kas hücreleri bulunur. Sinir borusu ön tarafta kalınlaşmaz. Yani beyin diye yorumlanacak birşey yoktur ama bunda bir duyu organı vardır; küçük bir göz noktasıdır. Vücutta kısa bir barsak ve sadece bir çift solungaç yarığı olduğu kesindir. Karındaki kalp basittir. Bu özellikle, ancak omurgalıların yapısını akla getirir veya insan, bunlarda, omurgalıların yapısının ilk izleri bulunduğunu düşünebilir. Bu özelliklerin önemi üzerinde de birçok akademik tartışmalar da yapılmıştır.
UZAYAN LARVA EVRESİ Apandikularya’lar diye tanınan hayvanlar, tulumluların yakın akrabalarıdırlar. Bunlar tulumlunun tetrar larvasına benzerler ama hiçbir zaman erginleşmezler. Onun yerine cinsel bakımdan olgun yavrular halini alırlar ve yaşamlarının ergin evresini yitirmiş olurlar. Yavruların bu tür çoğalmaları “pedojenez” çocuksu üreme” diye tanımlanır ve bu, larva evresinin aşırı derecede uzadığı “neoteni”ye benzer. Bir apandikularyanm kendisine özgü bir beslenme yöntemi salgılar. Küçük planktonlar da buna yapışır. Apandikularya bunları yer. Ama küçük ve yenmeyecek zerrecikler de sümüksü maddenin içine düşer. Bir süre sonra sümüksü madde bunlarla dolar. Onun üzerine apandikularya sümüksü başlığını fırlatıp atar ve onun yerine, yarım saat içerisinde, bir yenisini salgılar.

SPONSORLU BAĞLANTILAR

About volkan

Check Also

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Deniz mahsullerinin bulaşıcı olmasını açıklayan değişik faktörler vardır. Kabuklu deniz ürünleri, deniz altındaki doğal barınaklarda …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir