Home / Bilgiler / Su Taşıyan Kurbağalar
SPONSORLU BAĞLANTILAR

Su Taşıyan Kurbağalar

Sponsorlu Bağlantılar

Herhangi bir su ya da kara kurbağası, hafifçe sıkıldığı zaman, mesanesinden bir sıvı bırakır. Bu sıvının önemli bir kısmı sudur. Çöllerde yaşayan kara ve su kurbağaları, idrar keselerin de daha fazla su taşırlar. Bu yüzden onlara ‘su taşıyan’ya da ‘su tutan kurbağalar’adı verilir. İçlerinden bir türü, özellikle bu ada uygun görülmektedir. Bu Avustralya çöllerinde yaşayan ‘su-taşıyan kurbağadır.

Bu hayvanın vücudu kalın ve enlidir. Boyu 6.25 santimdir. Ön ayakları oldukça kısa ve kalındır. Tombul arka bacakları, perdeli ayaklarda sona erer. Kurbağa yeşilimsi gridir, çoğu zaman sırtın ortasından geriye doğru uzanan koyu renk bir çizgi vardır. Hayvanın derisi siğillidir. Kafa, şişkin vücuda göre, küçükmüş gibi durur. Su-taşıyan, adi su kurbağasın dan çok, Avrupa adi kara kurbağasına benzer. Belki bu yüzden Avustralya ‘da bu ve benzer türler zaman zaman ’su-taşıyan’ya da ’su-tutan kara kurbağaları, ‘diye tanımlanmışlardır. Su taşıyan kurbağa Neuı South Wales ve Oueensland ‘in, Güney ve Orta Avustralya ‘ nın kuzey kesiminin kuru bölgelerinde yaşar.

SU TAŞIYICILAR

Kara ve su kurbağaları, derilerinden çabucak su kaybedebilirler. Ama bu hayvanlar, aynı zamanda derileri yoluyla, yine hızla su da alabilirler. Kurbağaların su içmemelerinin nedeni budur. Suyun çoğu derinin altında, kasların arasında bulunan akkan boşluklarına depo edilir. Önemli bir kısmı da idrar kesesine doldurulur ve gerektiği zaman tekrar vücudun öteki bölümlerine iletilir. Bunun ne anlama geldiğini Afrika pençe tırnaklı kurbağası ile su taşıyanın kıyaslamalarından, daha iyi anlaşılır. Pençe tırnaklı kurbağa daima suda yaşar. İdrar kesesi ötekilerden daha küçüktür ve ancak hayvanın ağırlığının %1 i kadar su alabilir. Su-taşıyan kurbağanın idrar kesesi ise, hayvanın sudaki ağırlığının %50 si kadar su alır.

KURAKLIK İÇİN KOZA

Avustralya’nm iklim haritası, kıtanın yüzeyinin yarısından fazlasına her yıl 25 santim ya da da az yağmur düştüğünü göstermektedir. En kurak yerler ülkenin orta kesimleridir. Buraya yılda 12.50 santimden daha az yağmur düşer. Ama bu kesimde yağmurlar, sık sık olmamakla beraber şiddetli sağnaklar halinde görülür. Belirli bir yörede, bir yağmur fırtınasıyla İkincisi arasında birkaç yıllık bir süre olabilir. Kurak dönemlerde su-taşıyan kurbağa toprağa gömülür. Daima nemli olan tabakalara erişmek için yeri doksan santim derinliğe kadar kazar. Ayrıca derisinin bir hücre kalınlığındaki dış tabakasını çıkararak bu deri-keseyi ya da kozayı etrafına sarar. Deri, kurbağadan ayrılmıştır. Sadece burun deliklerinde hayvana bağlıdır. Su, ciltle deri-kese arasında birikir. Kese suyun buharlaşmasını engeller. Kurbağa, bu uyuşuk durumda hep öylece kalır. Hiç bir şey yemez ve ertesi yağmur fırtınasına kadar bekler. Sonra deri-keseyi atarak yüzeye çıkar. Yağmurlu sürede iyice bollaşan böceklerle çabucak beslenir. Bu süre içinde vücudundaki su deposunu yeniden doldurur ve ürer.

KISA ÇOCUKLUK

Kurbağalar, şiddetli yağmurların oluşturduğu geçici gölcüklerde ürerler. Bu, her yerde suda üreyen kara ve su kurbağalarının çoğalma yöntemlerinden farksızdır. Aradaki en önemli fark, yumurtaların normal zamandan dana önce çatlamaları ve tetarların da çok daha çabuk gelişmeleridir. Tetarlar on beş günden daha kısa bir sürede yavru kurbağacıklara dönüşürler. Oysa Avrupa adi kurbağasının tetarı aynı evreye ancak 10 haftada erişebilir. Kurbağa yavruları, hızla, bol bol besin alırlar. Ayrıca idrar keselerini de doldururlar. Sonra, kızgın güneş şiddetli yağmurdan kalan nemi tamamiyle buharlaştırma dan, toprağa gömülürler.

ÖLDÜRÜCÜ HIZ

Böyle çetin koşullar altında yaşayan hayvanların biolojilerinin birçok yönü hakkında pek az kesin bilgimiz olmasına şaşmamak gerekir. Ancak son birkaç yıl içerisinde dünyanın daha kalabalık ve tabii daha çok sayıda bioloji uzmanı bulunan kesimlerinin yakınlarındaki çöllerde yaşayan birkaç hayvan daha derinlemesine incelenmiştir. Ama su-taşıyan kurbağanın yaşamında karşılaştığı tehlikelerin, daha çok o pek kısa yavruluk evresiyle ilgili olduğunu düşünmek mantığa uygun düşer. O kadar büyük gelişme, beslenme ve su depolamanın pek kısa bir süreye sıkıştırılması sonucu, herhalde, birçok tetar ve yavru kurbağa telef olmaktadır. Zamanı gelince, belki de kurbağalar toprağın yüzüne çıktıkları vakit, özellikle kuşlara ve yılanlara kurban oldukları da kanıtlanacaktır. Ancak yalnız Avustralya da değil, Amerika Birleşik Devletleri’nin güneybatısındaki çöller kesimlerinde de yaşayan bu kurbağaların ve başka birçok iki yaşamlının sayılarının fazlalığından, bu hayvanların bu tür düşmanlarının çok olmadığı anlamı çıkarılabilir.

BESİN VE SU BİR ARADA

Aslında Avustralya dışında da yaşayan su-tutucu kurbağalar vardır. Ama bunlar Avustralya’daki akrabaları kadar dikkati çekmemişlerdir. Bunun bir nedeni, çevreye uyumlarının onlar kadar ileri derecede olmamasıdır. Fakat asıl neden, iki yaşamlılar la Avustralya yerlileri arasındaki bağdır. Söylentilere göre bir yerli, susadığı zaman yeri kazarak oradan bir su taşıyan iki yaşamlısı çıkarmaktadır. Susuzluğunu gidermek için hayvanı kendi ağzına doğru tutmakta ve onu sıkmaktadır. Ama bunun, olayı fazla basitleştirmek olduğu bellidir. Harry Frauca “Avustralya’ nın Yabanıl Hayvanları’ kitabında şunu açıklıyor: “Su-taşıyan kurbağaların Centralia’nın killi ovalarında çok sayıda bulunduğu ve bunların yerlilere hem besin, hem de su sağladığı anlatılıyor. Bazı kabilelerin killi toprakları kazarak su-taşıyan kurbağaları çıkardıkları bildiriliyor. Bu yerliler kurbağaları ezerek çıkan sıvıyı içiyor, sonra da onları yemek kazanma atıyorlarmış…”

İKİ YAŞAMLILARIN YENİDEN

TANIMLANMASI

Kara ve su kurbağalan İki yaşamlılar sınıfın-dandır. Bu grubun yabancı dildeki adı olan ‘Amfibyum’un anlamı da aşağı yukarı şöyledir: ‘çift yaşantı süren hayvanlar.’ Tabii bu isimler yüzünden, ilk anda, gruptaki hayvanların zamanlarının yarısını suda, yansını da karada geçirdikleri akla gelir. Oysa, pençe tırnaklı kurbağa gibi, bazı türler bütün zamanlarını suda geçirirler. Bu hayvanların oluşturduğu yelpazenin diğer ucunda ise suya hiç girmeyen birçok iki yaşamlı vardır. Yeni Zelanda’nın Stephen Adası kurbağası, Yeni Gine ve komşu adalarda yaşayan 80 tür ve Avustralya’daki 4 cins de bunlar arasındadır. Bu hayvanların hepsi, suda değilken, nemli bir yerde yaşamak zorundadırlar. Böylece suyun deri yoluyla buharlaşması, yine cilt yoluyla alman suyla dengelemekte ya da sularını birlikte taşımaktadırlar. Onun için İki yaşamlılar; zamanlarının yarısını suda, karada geçiren hayvanlar değil, suyun içinde de, suyun dışında da kendilerine gereken sıvıyı sağlayacak şekilde uyum sağlamış canlılardır. Gerçi çölde yaşayan iki yaşamlılar, karada vücutlarının ağırlığının üçte birine eşit miktarda su Kaybedebilirler ama, bu yüzden ölmeleri de gerekmez.

SPONSORLU BAĞLANTILAR

About volkan

Check Also

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Deniz mahsullerinin bulaşıcı olmasını açıklayan değişik faktörler vardır. Kabuklu deniz ürünleri, deniz altındaki doğal barınaklarda …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir