Home / Bilgiler / Lejyoner Karınca
SPONSORLU BAĞLANTILAR

Lejyoner Karınca

Sponsorlu Bağlantılar

Sürücü, ziyaretçi ve asker diye de tanınan lejyoner karınca genellikle çok iri olur. Boyu iki buçuk santimden uzundur. Genellikle erkek, dişi ve işçi karınca arasında o kadar büyük farklar vardır ki, ilk doğa bilginlerinden bazıları bunların her birini ayrı bir tür olarak sınıflandırmıştır. Bunun sebebi çoğunlukla bu böceklerin tek başlarına ya da ana koloniden uzakta bulunmuş olmasıdır. Kraliçeler kanatsızdır. Buna karşılık erkekler kanatlıdır ve belirgin bir şekilde eşek arısına benzer. Birden fazla tipte işçi karınca olabilir. Bunlar birbirlerinden belirli bir şekilde farklıdırlar. Kimi çok iridir ve güçlü çeneleri vardır; bunlar asker ya da savaşçı olarak görev yapar. Kolonilerde pek çok sayıda karınca bulunabilir ama tür ve cinsler nispeten azdır. Temel gruplar Afrika’nın lejyoner karıncaları ve Güney Amerika’nın asker (Eciton) karıncalarıdır.

İLERLEYEN KOLLAR ÖNLERİNDEKİ HER ŞEYİ KAÇIRIR

Lejyoner karıncalar sadece Hindistan, Afrika ve Güney Amerika’nın tropik bölgelerinde yaşar. Ama Amerika’da yayılma bölgeleri kuzeyde Missisipi vadisine,’güneyde Patagonya’ya kadar uzanır. Lejyonerlerin hayatı tamdık karıncaların karmaşık, yerleşmiş hayatına benzemez. Bu karıncalar göçebedir, durmadan ormanlarda dolaşırlar; devamlı bir yuvaları yoktur. Oldukça intizamlı kollar halinde ilerleyerek geniş alanları tararlar. Küçük ve büyük her canlı onlar yaklaşırken korkuyla kaçar. Bir kol metrelerce uzunlukta olabilir. Bir yazar Nikaragua’da birkaç yüz metre

izlemesine rağmen sonunu bulamadığı bir sıradan söz etmektedir. Bazı yerlerde lejyonerlerin yaklaştığını onlarla beslenen kuşlar, haber verir. Ya da yumurtalarını karınca kollarının taşıdığı avların içine bırakan asalak sineklerin vızıltısı bunu açıklar.

Yürüyüşe geçmiş bir lejyoner karınca kolonisi muhakkak ki doğanın en şaşkınlık uyandıracak olaylarından biridir. Böyle bir kol insanların oluşturduğu bir orduya şaşılacak kadar benzer. Temel kol küçük işçi karıncalardan oluşur. Bundan başka daha büyük, çok iri çeneli işçi arılar ana kolun iki yanından ilerler. Devamlı olarak ilerilere giderek keşif yaparlar. Ana kolun geçeceği yolu belirtmek için kokuyla izler bırakırlar. Çok zaman koldaki karıncalar öylesine sıkışır ki yeni yeni sıralar meydana getirmek zorunda kalırlar. Böylece ağır ağır giden bir avın etrafı sarılır ve kurban karıncaların arasında kaybolur. Kol kah avlanır, kah dinlenir. Av genellikle geceleri, bir de hava kapalı olduğu zaman gündüzleri yapılır. Yuva her gün taşınır. Bazı lejyoner karınca türleri ışıktan hiç hoşlanmaz, ilerlerken uzun tüneller kazarlar. Karıncaların çoğu bu tünellerde kimseye gözükmeden yollarına devam eder. Bu onları ağırlaştırmaz. Çünkü tüneller çok hızla yapılır. Böylece hem hız korunmuş olur, hem de karıncalar gizlice ilerlemelerini sürdürürler.

KURBANLAR CANLI CANLI YENİYOR

Lejyoner karıncalar genellikle diğer böceklerle beslenir. Ama yola çıktıkları zaman kaçamayacak kadar ağır olan ya da yeteri kadar koruna-mayan pek az şey karıncaların saldırısından kurtulur. Hatta hiçbir şey onlardan kurtulamaz. Fazla yediği için çabucak hareket edemeyen yılanlar gibi ağır ağır giden hayvanlar, karıncalara kurban olur. Hatta merakı, ya da yersiz cesareti yüzünden karıncaların kendisine saldırma cüretini göstermeyeceğini düşünecek kadar safdillik eden bir insan bile sağ salim kurtulamaz. Korkusuz

beyaz avcıların lejyoner karıncalarla olan serüvenleri konusunda birçok hikaye anlatılır. Çok zaman, bu hikayeler de karıncanın zekası ve vahşiliği abartılarsa da ilerleyen karıncalardan kaçılırken atları ya da diğer çiftlik hayvanlarını kurtarmanın imkansız olduğu da bir gerçektir. Bu hayvanlar kendi kendilerine kaçamadıkları takdirde ender olarak sağ kalırlar. Bir yere bağlı bir atı lejyoner karıncalar canlı canlı yer ve geride de zavallının iskeletini bırakırlar. Bir keresinde bir Afrika lejyoner karıncası sürüsünün 3 günde 3 ölü keçiyi yiyip bitirdiği görülmüştür.

Yalnız lejyoner karıncalar yaptıkları korkunç tahribata karşılık insanlara bir hizmette de bulunurlar. Evleri zararlı yaratıklardan temizlerler. Sıçanlar, fareler, örümcekler, hamam böcekleri, diğer türler, kın kanatlıların hiçbiri lejyoner karıncaların işgalinden sağ çıkmaz. Ev sahipleri geri döndüğü zaman evlerinin bu istenmeyen, davetsiz konuklardan temizlenmiş olduğunu görür. Ama bazen, yürüyüş halindeki lejyoner karınca kolları bir yere ev sahipleri uykudayken erişirler. O zaman birkaç saniye içinde insanlara üşüşürler. Afrika’da yaygın olan bir inanca göre, lejyoner karıncalar insanın bütün vücudunu sardıktan sonra, verilen bir işarete göre hep birden ısırırlarmış

Lejyoner karıncalar, kurbanlarını yakaladıkları yerde parçalayarak karınlarını doyururlar. Et parçalarını geçici yuvalarına taşırlar. Ayrıca kursaklarını da öz su ve hamur haline gelmiş etle doldururlar. Bir lejyoner karınca kolonisinin fazla besine ihtiyacı vardır. 80.000 kadar ergin karınca ve belki 30.000 larvadan oluşan orta büyüklükte bir koloninin yaşaması için her gün yarım galon besine ihtiyaç olduğu saptanmıştır.

HER AY 2 GÜN İÇİNDE 25.000 YUMURTA

Lejyoner karıncaların gezginci oluşlarının tek nedeninin bir yöredeki besini her zaman bitirmeleri ve bu yüzden başka bir yere göç etmek zorunda kalmaları olduğu söylenir. Ama bu sadece hikayenin bir yanıdır. Besin bol olduğu zaman bile lejyoner karıncalar bir yerde uzun süre kalmazlar. Hareket tarzları daha çok üreme dönemlerine bağlıdır. Dev kraliçe her 30-40 günde bir, pek çok yumurta bırakır. 2 gün içinde belki 25-35 bin yumurta döker. Koloni yumurtlamadan birkaç gün önce durur ve kalabalık bir sürü halinde toplanır. Karıncalar birbirlerini çengelli bacaklarıyla tutarlar. Böylece aralarında boşluklar oluşur. Bu boşluklar kraliçe ve olacak yavruları için kaba saba, portatif hücreler sayılır. Oğul bir ağaç kovuğunda oluşabilir, bir daldan sarkar ya da yerdeki bir çukura dolar.

Yumurtalar çatladıktan sonra toplum olduğu yerde yaşamayı sürdürür. İşçi karıncalar da larvalar için besin toplar. Daha ileri karınca toplumların dakinin aksine besin, lapa halinde kusularak yedirilmez, doğrudan doğruya larvaya verilir. Bir hafta kadar sonra da daha önceki larvaların içinde taşındığı pupa kozaları yarılır ve bunlardan işçilerle erkekler çıkar. Yaşlı karıncaları heyecanlandırarak yeni bir göç dönemine başlatan bu gençlerin hareketleridir. Buna yeni larvalar da katkıda bulunur; larvalar işçiler tarafından yalanıp temizlenirken bir salgı çıkarırlar. Çok sayıda genç işçinin katıldığı karınca kolonisi, kampı toplar ve yürüyüşe geçerek besin aramaya başlar. Genç larvaları ve kraliçeyi de yanlarında taşırlar. Her gece, ya da kuru mevsimlerde gündüzleri bir araya toplanarak larvalarla kraliçeyi korumak için o karakteristik geçici yaşama hücrelerini oluştururlar.

Kraliçe yeniden yumurtlamaya hazır olduğu zaman bütün toplum tekrar konaklar. Bu, genellikle daha önceki larvaların pupaya dönüşmeleri zamanına rastlar. Yani hayat döneminin kritik süreleri kuşaklarda aynı zamanlarda başlar. Bu yüzden de sürünün konaklama süresi kısalır. Kanatlı erkekler durmadan toplumdan ayrılarak başka kolonilerde kraliçe ararlar. Bazatı yolda ilerlerken diğer lejyoner karınca kolonilerinin izini bulurlar. İçinde doğdukları toplumu bırakarak onları izlerler. Ama erkek karıncaların bir kraliçeyi kesinlikle nasıl bulduğu bilinmemektedir. Erkek lejyoner karıncalar çoğunlukla pek kocaman böceklerdir. Kanatları, iri petek gözleri, orak biçimi büyük çeneleri vardır. Karınları ve cinsel organları da iridir. Batı Afrika’da çoğu zaman ışıkların etrafında uçuşan bu karıncalar ‘sucuk sinekleri’ diye anılır. Bir kolonide yeni kraliçeler yumurtadan çıktığı zaman toplum bölünebilir. Her kraliçe etrafına koloninin bir kısmını toplar. Sonra da ayrı yollara giderler. Bazı cinslerde yumurtadan çıkan kraliçelerin çoğu öldürülür. Bir milyon kadar karıncadan .oluşan bir kolonide bile bir tek kraliçe vardır.

ASKER KARINCALAR

Yürüyüşe çıkan lejyoner karıncalarla ilgili haberler, toplumun sınıflara ayrıldığı ve ana kolun iki yanında ‘subaylara’ benzer karıncaların bulunduğu iddiaları romantik yazarların bu böceklere hakkettiklerinden dalıa fazla bir zeka atfetmelerine yol açmıştır. Aslında lejyoner karıncaların gösterdiği ‘zeka’ ve kolların düzgünlüğü hayvanların içgüdülerinin bir sonucu, evrimle elde ettikleri bir sabit davranış alışkanlığıdır. Koloninin üyelerinin önemli bir kısmı kördür. Onları içgüdüleri yönetir ve öndeki karıncayı izlemeye zorlar. Kola asker karıncalar yol gösterir. Bunlar önden giderek koku izleri bırakırlar. Fakat onlar da aslında pek yol aramazlar. Bu karıncalar irilikleri ve ‘zırhları’ yüzünden keşif ve savaş yapmaya uygun hayvanlardır, onlar da daha ufak işçilere oranla dev gibi oldukları ve birbirlerine sokulmuş sıralar arasında yer bulamadıkları için kolun yanından ilerlerler.

Yani bu körün köre yol gösterdiği bir durumdur. Karıncalar besini kokuyla bulur. Önlerine bir engel çıkınca o zaman bunun yanından dolaşabilmek için kör kör bir yol ararlar. Bir lejyoner karınca kolonisinin ortasına daire biçiminde bir engel konulduğu zaman hayvanların durmadan bunun etrafında dolaştığı görülmüştür. Bir keresinde Panama’da bir sıra, ana koldan ayrılmış, kazara kendi ordusunun sonuna takılarak bir daire çizmiştir. Karıncalar durmadan bu daire üzerinde ilerlemiş, gitgide bitkinleşerek sonunda ölmüşlerdir.

Lejyoner karıncalarda sık sık görülen yanlardan sokulma ve sarma hareketleri de hemen hemen bir rastlantıdır. Çünkü ana kolun devamlı hareketi ve itmesi yüzünden yeni karınca sıraları sürekli olarak yanlara çıkar. Bunlar kurbanın sarılıp, üzerine üşüşülmesi yönünden zararlı olurlar. Böyle yan sıraların oluşması sonucu metrelerce genişlikte kalabalık karınca sürüleri ortaya çıkar. Hem insanlar, hem de hayvanlar için dehşet verici bir şeydir bu.

 

SPONSORLU BAĞLANTILAR

About volkan

Check Also

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Deniz mahsullerinin bulaşıcı olmasını açıklayan değişik faktörler vardır. Kabuklu deniz ürünleri, deniz altındaki doğal barınaklarda …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir