Home / Bilgiler / Ot Yılanı
SPONSORLU BAĞLANTILAR

Ot Yılanı

Sponsorlu Bağlantılar

Bu yüzyılın başlangıcına kadar zehirli olmayan bu sürüngen “halkalı yılan”diye tanınırdı. Aynı derecede uygun olan, ama az kullanılan üçüncü bir ad da “su yılanı” dır.

Ot yılanları genellikle 75-90 santim boyunda olur; zaman zaman, daha uzun olanları da görülür. Bunlar dişidir. Dişiler erkeklerden daha iri olur. Renk genellikle sırtta zeytinimsi kahverengi, gri ya da yeşildir. Yan taraflarında iki sıra küçük siyah benek vardır ama, bu sıralardaki benekler aynı hizada değildir. Ayrıca dikey siyah çizgilerde bulunur. Yılanların tanınmasına yardım edecek en belirgin özellik, boynun iki yanındaki sarımsı lekelerdir. Bunlar tamam olmayan bir halka, ya da yaka meydana getirir. Bu yaka turuncu, pembe ya da beyaz olabilir. Halkalı yılan, İngiltere ve Avrupa’da 65 güney enlem derecesine kadar olan bölgede bulunur. Su yılanının akraba 75 türü vardır. Bunlardan çoğu Eski Dünya ‘da birkaç Kuzey Amerika’da yaşar. Renk ayrıntıları dışında hepsi de birbirine benzer.

USTA YÜZÜCÜ

Ot yılanı çoğunlukla gölcüklerin ve akarsuların yakınında, bataklık yerlerde ya da nemli ormanlarda bulunur. Ender olarak kumlu fundalıklarda ya da kuru yerlerde yaşar. Gündüzleri faaldir. Özellikle baharda, su kıyısında ya da kütüklerin üzerinde güneşlendiği görülür. İyi bir tırmanıcı olan yılan, bodur ağaçlara çıkabilir, ama 50-60 santimden yukarıya tırmanamaz. Suya rahatlıkla girer ve vücudunu iki yana bükerek yüzer. Başını sudan iyice çıkararak sanki bir şey arıyormuş gibi iki yana çevirir. Biscay körfezinde, kıyıdan 20 mil açıkta bulunan ve hala açıklara doğru yüzen bir ot yılanı görülmüştür. Ot yılanları ekimden nisana kadar kış uykusuna yatar. Bu süre enleme göre değişir ve güney kesimlerinde daha kısa sürer. Genellikle birçok yılan bir kovukta toplanır. Daha az sayıdaki grupların da, kışı, kütüklerin, iri kayaların ve çalı çırpı yığınlarının altına geçirdiği olur.

UZUN ARALIKLARLA BOL YEMEK

Ot yılanlarının ana besini bir zamanlar kurbağalardı. Ancak İngiltere’de kurbağalar 25 yıl öncesine göre pek azaldı. Onun için çoğu daha başka hayvanlarla beslenmeye başladılar. Ot yılanları kurbağalardan sonra keler, ondan sonra da balık ve kurbağa yavrularını tercih ediyorlardı. Bunların bazı türleri kara kurbağalarının yer ama, çoğu bu hayvanların zehirin den kaçındıkları için onlara yaklaşmaz. Ot yılanları arada sırada kertenkeleler, tembel solucanlar, soreksler, fareler, tarla fareleri ve kuş yavrularını da avlar. Bir ot yılanının bal anlarını yediği görülmüştür. Ama aslında normal besin maddeleri arasında böcekler yoktur. Besinin önemli bir kısmı suda yakalanır. Yılan, küçük avlan, suyun içindeyken yutar. İri kurbanlarını ise yemek için karaya çıkarır. Temel yemek zamanının sabahın erken saatleri olduğu anlaşılmaktadır. Besin bolken çokça yemek yenir: Mesela, birbiri arkasına 17 keler, her zaman yapıldığı gibi başından başlanarak yutulan 17.50 santim boyunda tatlı su balığı. Ot yılanı yavruları solucan, sümüklü böcek, kurbağa yavrusu, keler larvaları ve küçük balıklarla beslenir.

YUMURTA YIĞINLARI

Çiftleşme nisan ve mayısta olur. Erkek kayarak dişiye yaklaşır ve çenesini onun sırtına kuyruk dibinin yakınma dayar. Dilini hızla uzatıp çekerken, çenesiyle sırtını okşayarak dişinin başının arkasına doğru çıkar. Sonra halkalarını dişiye sarar ve çiftleşme tamamlanır. Yumurtalar haziran ya da temmuzda çürüyen yaprak yığınlarının ya da çürümüş bitkilerin, ot yığınlarının, bıçkı atölyelerin de talaşların, gübre tepeciklerinin, ya da bahçıvanların kullandıkları gübre ve çürümüş yaprak yığınlarının altına bırakılır. Bir seferde bırakılan yumurta sayısı, genellikle 30-40 kadardır. Bu sayı 8 – 53 arası değişebilir. Boyları 2.5 santime kadar olan oval biçimindeki yumurtalar yığın halinde birbirlerine yapışıktır. Kuruyunca ve ‘zamk’ da sertleşmeye başladığı sırada parlaklıklarını kaybeder mat bir beyazlığa bürünürler. Bazen birkaç dişi yumurtalarını bir yere bırakır. 1901 de böyle bir şey olmuş, Kuzey Galler’de bir sıra kulübenin yakınındaki eski bir kuyuda toplamı binden fazla olan 40 yığın yumurta bulunmuştur.

Yumurtalar 6-10 hafta içinde çatlar. Yavru yılanlar parşömene benzeyen kabuğu, burunlarındaki yumurta dişiyle yararlar. Yavrular yumurtadan çıktıkları zaman 17.50 santim boyundadır, insanlarca yakalanan bazı ot yılanlarının 9 yıl yaşadığı görülmüştür.

SAVUNMA: KÖTÜ BİR TAT

Ot yılanının düşmanları konusunda fazla kesin bilgi yoktur. Porsukların ve kirpilerin ergin ot yılanlarını yedikleri yırtıcı kuşların da bu sürüngenleri kaparak havalandıkları görülmüştür. Yavrular arasında ölüm oranı fazladır. Doğdukları zaman 17.50 santim olan yavruların boyu bir yaşında 25-30 santimi bulur. Herhalde bunların çoğunu büyük ve küçük etoburlar yer. Bunun bir sebebi yavruların solucana benzemesidir. Ama aslında daha kesin bilgiye ihtiyaç vardır. Çünkü, bir kara kurbağası ağzına bir ot yılanı yavrusunu aldığı zaman bunu çabucak atar. Ağzında kötü bir tat kaldığını belirtecek tepkiler gösterir. Birçok hareket arasında, kurbağa, ağzım önce bir ayağıyla, sonra da diğeriyle iyice siler. Bu kötü tat, yılan yavrularını diğer et oburlardan koruyabilir.

ÖLÜ TAKLİDİ

Ergin bir ot yılanının ikinci savunma silahı burnundaki delikten çıkardığı kötü bir salgıdır. İlk silahı zehirli bir yılan gibi kafasıyla saldırmaktır. Ama ot yılara bunu ağzı kapalı bir şekilde yapar. Aynı zamanda vücudunu şişirerek ıslığa benzer bir ses de çıkarır. Bu sadece blöftür. Sonra bunu çabucak o kötü salgı izler. Bu bir kokar-canınki kadar pis kokuludur ama, o kadar bol miktarda değildir. Üçüncü savunma silahı ise ölü taklidi yapmaktır. Ot yılanı çabucak arka üstü döner, ağzını açarak dilini sarkıtır.*Hiç kımıldamadan öyle durur. Gerçeğe çok yakın bir roldür bu. Yılan gerçekten ölüye benzer. Eğer o sırada yılanı karın üstü çevirir ve ağzını da kapatırsanız, siz ellerinizi çeker çekmez sürüngen yine sırt üstü döner. Ağzını açarak dilini sarkıtır. Siz onu çevirmeyi sürdürülebilir.  Ama yılan ne olursa ölü taklidi yapmaya karar vermiştir bir kere, yine döner, ölü gibi yatar;

 

SPONSORLU BAĞLANTILAR

About volkan

Check Also

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Deniz mahsullerinin bulaşıcı olmasını açıklayan değişik faktörler vardır. Kabuklu deniz ürünleri, deniz altındaki doğal barınaklarda …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir