Home / Bilgiler / Yaprak Biti
SPONSORLU BAĞLANTILAR

Yaprak Biti

Sponsorlu Bağlantılar

Yaprak Biti ‘

Yaprak bitleri ya da karınca marazları tarım bakımından çök önemli olan Yarım kanatlılar takımındandır. Bu böcekler bitkilere hem doğrudan doğruya, hücre suyunu emerek; hem de patates yaprak büken ve şeker kamışını sarartan illetler gibi bazı virüslü hastalıkları taşıyarak dolaylı bir şekilde zarar verirler. Bu böceklerin birçok türü vardır; yalnız İngiltere’de 500 kadar cins bulunmaktadır. Ama türler arasında en iyi bilineni güllerde ve baklalar da çok sayıda görülen bahçıvanların ‘yeşil sinek’ ve ‘kara böcek’ diye adlandırdığı cinslerdir. Yaprak bitinin yumurta biçimi yumuşak bir gövdesi, ufak bir kafası, petek gözleri, 6 ya da 7 eklemli uzun duyargaları ve bitki dokularını delecek şekilde gelişmiş bir gagası vardır. Bu da eklemlidir. Bazı yaprak bitlerinin kanatları saydamdır. İki çift kanat diğerlerinden çok daha uzun olur. Yaprak bitinin boyu genellikle 2-3 milimdir. 5 milimden uzun olanına ender rastlanır.

BÖCEKLERDEN OLUŞAN BULUTLAR

Yaprak biti, insanlar tarafından yetiştirilen bitkilere’ zarar veren bir böcek olarak tanınmakla birlikte, hayatına çeşitli yabani ağaçlarda ve çalılarda başlar. Daha sonra buradan çeşitli aralıklarla hem yabani hem de evcil bitkilere göç eder. Mesela kara fasulye biti (Aphis fabae) yazın ’sonlarında ya da sonbaharda çiftleştikten sonra yumurtalarını iğ ağacına ve kartopuna bırakır. Yumurtalar ilkbaharda çatlar; çıkan kanatlı dişiler fasulyelere konarak, buralarda çiftleşmeden ürer. Bu dişilere yeni bir grup ürettikleri için ‘sap anaları’ denir. Birçok vaka da fasulye bitkilerine tek başlarına erişseler bile korkunç bir hızla çoğalarak geniş koloniler oluştururlar. İşte bir iki gün önce üzerinde hiçbir böcek olmayan bir bitkinin görünüşte birdenbire bitlerle sarılmasının sebebi budur.

Yaprak biti gibi zayıf, güçsüz bir yaratığın konak bitkiden bir başkasına başarıyla nasıl göç ettiği konusu son yıllarda iyice incelenmiştir. Kanatlı dişiler yumurtadan çıktıkları bitkileri genellikle, bir sabah, bir akşam olmak üzere iki dalga halinde terk ederler. Ama bu göçün yapılabilmesi için koşulların uygun olması gerekir. Bu göç hiçbir zaman gece ya da ısı 17°’nin altına düştüğü, zaman yapılmaz. Hava akımları uçmaya başlayan yaprak bitlerini yukarı taşır ve çok yükseklere çıkarır. Birkaç saat sonra aşağıya inen hava akımları, hayvanları yere indirir, onlar da kendilerine uygun bitkileri bulurlar. 600 metreye kadar yükseklikteki balonlarda ağla yakalanan örnekler incelendiği zaman, yüksekte uçan böcek bulutlarının %30’unun yaprak bitlerinden oluştuğu anlaşılmıştır. Bu böcekler hava akımlarıyla yüzlerce kilometre öteye sürüklenebilirler.

Yaprak bitleri uçmaya hazırlanırken bir tür havalanma işlemi uygular gibidirler. Bu işlem böcekler gerçekten havalanmadan önce birkaç defa tekrarlanır. Ortadaki bir çift ayak kaldırılır ve sıkma sonucu toraks ve karın arasında beliren çukura sokulur. Sonra yaprak biti geri kalan dört ayağı üzerinde dengede durarak kanatlarını açar ve havalanır. Yaprak biti görünüşte pek zayıf ve güçsüz ^olmasına rağmen, rüzgar da bitkinin üzerinden kolay kolay uçmaz. Kanatlı dişiler birer arayla bitkilere yerleşirler. Yavrularının çoğu kanatsız olur.

DELEN VE EMEN BÖCEKLER

Yaprak bitleri bir familya olarak birçok cins bitkiyle beslenirlerse de bazıları ancak bir tüt bitkinin üzerinde yaşayabilir. Yaprak bitinin ağzı, bitki dokusunu delecek ve öz suyu emecek şekildi gelişmiştir, özellikle kalburlu borular kısmını delecek ve bitkinin ana besinini emecek şekilde., Alt ve üst çeneler (ağız parçaları) son derece ince, iğneye benzer bir cerrah mili gibi çalışır. Böcek bunları bitkinin yumuşak kısımlarının derinliklerine kadar sokar; dudak ya da dilin bu işlemde bir rolü yoktur; bu organdaki bir yiv yukarıda adı geçen iğneye benzeyen mil için yuva vazifesi görür; kullanılmadığı zaman bunun içine sokulur. Yaprak biti besin almaya başlamadan önce çenelerin açtığı yaraya salyamsı bir salgı akıtır. Bu bitki öz suyunun pıhtılaşmasını engeller

Birçok yaprak biti, bitkilerin dışından beslenir ama daha az tanıdığımız bazı türler kapalı hücreler oluştururlar. Düşmanlarının saldırılarından bunların içine gizlenerek beslenmelerini sürdürürler. Bu şekilde mazı yapan yaprak bitleri örnekleri kavak, kara ağaç, ıhlamur, ve ladinler de, bir de bahçelerde yetiştirilen frenk üzümlerinde görülebilir. Böcek kışı geçirmek için de çok zaman bu mazılara sığınır. Baharda ve yazın yeni bir kuşak, mazı yapmadan beslenebileceği daha başka bitkiler arayabilir. Bazı türler sadece bir ağacın bir kısmından bir diğerine; mesela yaprak ve filizlerden, köklere göç ederler. Bunun bir örneği adı pek kötüye çıkmış olan pamuklu bit ya da Amerikan elma zararlısıdır. Bu böcek karakteristik bir şekilde yumuşak, pamuğumsu bir topçuk oluşturur ve bunun içinde beslenir.

İşin garibi yaprak bitinin en ilginç ve önemli özelliği bir sıvı salgılamasıdır. Böcek beslenirken yeterli protein sağlayabilmek için çok miktarda bitki özü emer. Protein aldıktan sonra geri kalan ve çok defa epeyce bol olan çok şekerli sıvıyı anüsten dışarı atar. Bu tatlı dışkının şekeri çok olduğu için arılar ve diğer böcekler bundan hoşlanır.

ÇİFTLEŞMEDEN OLAN YAVRU

Yaprak biti kolonileri yılın önemli bir kısmında sadece dişilerden oluşur. Bu böcekler büyük bir hızla, partenogenetikal yolla (yani döllenmeden) ürer. Aynı yılın sonlarında kanatlı dişiler uçarak çok zaman bir ağaç olan ilk konak bitkiye döner ve burada yumurta dökerler. Bunlardan erkek ve dişi bitler çıkar. Bunlar çiftleşirler; dişiler yumurtalarını ağaç kabuğundaki çatlakların arasına bırakır. Bir sonraki baharda çatlayan yumurtalardan, bu defa sadece dişiler çıkar.

Bir tek partenogenetik dişi bir günde 25 kadar yavru verir. Bunların hepsi de dişidir. Bu dişiler de 8-10 gün sonra üreyebildikleri için bir mevsimde sadece bir tek dişinin ürettiği dişilerin toplamı astronomik sayılara ulaşır. Yapılan bir hesaba göre bir tek bitin bütün yavruları yaşadığı ve bunlar da üreyip çoğaldıkları takdirde bir yıl sonunda böceklerin ağırlığının ‘500.000.000 şişman adamın kilosuna’ eşit olacağı anlaşılmıştır. Üremeyi olumsuz koşullar, özellikle soğuk yavaşlatır. Yaprak bitleri bir serde, sıcakta yaşadıkları takdirde partenogenetik dişiler, bir tek erkek bile olmadan ve gün ışığına hiç çıkmadan durmadan ürerler.

HER YERDE DÜŞMAN

Baştankara ve sinekçil gibi böceklerle beslenen küçük kuşlar yaprak bitlerini yerler. Diğer bazı böcekler arasında uğur böceği, tül kanatlı, örümcek ve taklitçi eşek arısı sineği de bunları yer. Ayrıca bir tür asalak eşek arısı da yumurtalarını yaprak bitlerinin içine bırakır. Larvalar ev sahiplerinin dokularını yerler ve sonunda boş kabuğun içinde pupa haline dönüşürler. Ama bazı yaprak bitleri bu eşek arılarının saldırılarına karşı bir savunma yöntemi oluşturmuştur. Bu bitlerin kan hücrelerinden salgılanan bir kapsül, asalak larvanın etrafını sarar ve 24 saat içinde onun gelişmesini tamamiyle durdurur. Diğerleri kapsül oluşturmazlar ama eşek arısı larvasının gelişmesini kısa bir süre içinde önleyen bir madde salgılarlar. Yaprak bitleri, ayrıca’ arkalarındaki kornikla denen ve bacaya benzeyen bir çift uzantıdan bal-mumsu bir salgı çıkararak da düşmanlarını engellemeyi başarır. Bu salgı düşmanı geçici olarak felce uğratır. Anlaşıldığına göre bazı yaprak bitlerinin tadı o kadar kötüdür ki, bir uğur böceği larvası bunlardan birini yemeye kalktığı zaman kusar. Tatlı salgıları için yaprak biti besleyen karıncalar ‘ineklerini’ düşmanlara karşı da korurlar. Bunu sağlamak için uyguladıkları bir yöntem de uğur böcekleri ve taklit eşek arılarının, özellikle yaprak bitlerinin bulundukları yerlerin yakınlarına bıraktıkları yumurtaları yemektir.

KARINCALARIN AĞAÇ BİTİ ÇİFTLİĞİ

İnsanoğlu tarih çağlarından çok daha önce, bazı hayvanları uysallaştırıp, evcilleştirmiş, bu hayvanlardan yük çekme, av ve dostluk konusunda ve özellikle besin kaynağı olarak yararlanmıştır. Karıncalar ise yaprak bitleri bakımından aynı şeyi çok daha uzun bir süreden beri yapmaktadır. Karıncalar ağaç bitlerini yetiştirir ya da onlarla yakın bir ilişki kurarlar. Bitlerin salgılarını, yer.

bir miktarını da yuvalarındaki larvalara götürürler. İnsanlar, inek ve keçilerin süt verimini nasıl artırırsa karıncalar da düşmanları kaçırmaktan başka türlü yöntemlerle de yaprak bitlerinin hayat koşullarını düzelterek daha fazla sıvı üretmelerini sağlar. Yaprak bitlerini bitkilerin çok besleyici olan uçlarına doğru sürerek onları zorla orada tutarlar. Böylece böceklerin gelişmesini, üremesini ve tabii tatlı sıvı salgısını da artırırlar. Karıncaların olmadığı yerlerde bu tatlı dışkı bitkinin geniş bir bölümünü kaplar ve havasız kalarak ya da mantarları çekerek bitkinin ölmesine yol açar. Karıncalar, yaprak bitlerinin tatlı salgılarını sağarak ‘ineklerinin’ bitki kaynaklarını güvene almış olurlar.

Karıncalar yaprak bitlerini yuvalarına da götürürler. Böcekler burada yumurtlayabilirler de… Ya da karıncalar yaprak bitlerinin bitkilerin üzerine bıraktıkları yumurtaları yuvaya taşır, yumurtadan çıkan yaprak biti yavrularına bakar, onları ‘sağarlar’. Bitler o arada bitkilerin kökleriyle beslenir. Bazı yaprak bitleri yalnız karınca yuvalarında yaşar ve hiçbir zaman güneş görmezler. Bazıları için ise karıncalar özel sığmaklar yaparlar. Böcekler buralarda düşmanlarından korunarak besin alırlar. İnsan, elinde olmadan, bunları çiftçilerin sığır ağılıyla kıyaslar.

Karıncaların yaprak biti ‘beslemesi’ yönteminin gelişigüzel bir şekilde başladığı sanılmaktadır. Karıncalar sırf yemek için bitlere saldırıp onları öldürmüş ya da zaman zaman böceklerin arka deliğinde beliren sıvı damlalarını yalamışlardır. Yaprak biti bu tatlı sıvıyı devamlı olarak salgılamaz. Normal koşullarda ürettiği sıvı damlasını arka ayağını hızla oynatarak atar. Ama bir karıncanın uyarısı olursa sıvıyı atmaz. Karıncanın almasına izin verir ve tatlı ekskrementi üretmeyi sürdürür. Karıncanın duyargalarının okşayışlarından da hoşlanıyor gibidir.

Devamlı tembih sonucu yaprak biti çok miktarda tatlı sıvı salgılayabilir. İri bir bit bir saatte hemen hemen 2 mm. küp sıvı verebilir Bir âdi karınca (Lasius fuliginosus) kolonisinin 100 günde 1,5-3 kilo tatlı sıvı topladığı saptanmıştır.

Yaprak bitlerinin kontrol altına alınması zor olmakla birlikte çok önemlidir. Bir bahçıvan, bir yaprak biti kolonisinde karıncaların bulunmasının, problemi daha da zor bir hale sokacağını bilir ve bu duruma üzülür. Karıncaların, yaprak bitlerinin gelişmesini ve üremesini hızlandırarak, böcekleri düşmanlarından koruyarak dolaylı yoldan fasulye ürününün gördüğü zararı artırdığı anlaşılmıştır. Bu karıncaların bulunmadığı yerlerdeki yaprak bitlerinin verdiği zararın iki katı kadardır.

 

 

 

SPONSORLU BAĞLANTILAR

About volkan

Check Also

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Deniz mahsullerinin bulaşıcı olmasını açıklayan değişik faktörler vardır. Kabuklu deniz ürünleri, deniz altındaki doğal barınaklarda …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir