Home / Bilgiler / İri Göçebe Çekirge
SPONSORLU BAĞLANTILAR

İri Göçebe Çekirge

Sponsorlu Bağlantılar

‘İri göçebe çekirge’terimi tropik ya da astropik bölgelerde yaşayan herhangi iri bir türe uygulanırsa da aslında bu adın daha çok, sayıları zaman zaman kalabalık göçebe sürüleri oluşturacak kadar artan ve bitkilere, özellikle yetiştirilen ürünlere ve çiftliklere korkunç zararlar veren iri çekirgeler için kullanılması uygundur. Çekirge sürülerinden zarar gören ülke Afrika ‘dır. Bunlar arasında özellikle üç cins önemlidir: İri çöl çekirgesi, kırmızı çekirge ve bir Afrika alt cinsi olan göçebe çekirge. Belirli yörelerde hem kırmızı çekirge hem de Afrika göçebe alt cinsi yerli kuruluşların kontrolü altındadır. Bu kuruluşlar felakete yol açacak çoğalmaları önler. Ama kırmızı çekirge milletler arası gerçek bir derttir ve henüz çözümlenememiştir. Londrada ki İri Göçebe Çekirge Karşıt Araştırma Merkezi’ nin incelediği temel konu budur. Bu bölümün ana konusu da yine bu olacaktır.

GÖÇEBE YA DA TOPLUMSAL ÇEKİRGE

Az gelişmiş ülkelerin birçok kesimlerinde zaman zaman büyük hasara yol açan çok kalabalık çekirge sürüleri aslında sadece toplumsal böceklerden oluşur. Çünkü iri çekirgelerin hayatının iki devresi vardır. Yalnız yaşayan çekirge devresi ve sürülerin dolaşan göçebe devresi. Çekirgeler bir araya geldikleri zaman davranışlarını değiştirirler. Bu şekilde bir kuşak oluşacak kadar ya da daha fazla tutuldukları takdirde, biçimleri ve renkleri de değişir. Sürünün biçim ve tonuna uyar. Yalnız yaşayan çekirgeler sadece çiftleşmek için bir araya gelir. O zaman bütün diğer çekirgeler gibi davranırlar. Dişi, pirinç tanesi büyüklüğünde olan yumurtalarını toprak yüzeyinden 10 santim aşağıya bırakır. Bunları köpüklü bir salgı bir arada tutar. Bu salgı sonradan sertleşerek 3,75-5 santim boyunda bir yumurta zarfı meydana getirir. Zarfın içinde genellikle 80-100 yumurta bulunur. Köpük, kapsülün yukarısında bir tıkaç oluşturur. Bu yumurtaların kurumasına ve deliğe kum dolmasına engel olur. Böylece yavrular bu delikten çıkabilirler. Temel yazlık üreme yerlerinde yumurtalar 10-14 gün sonra çatlar. Ama Kuzey Afrika’nın daha serin olan baharında bu süre 70 güne kadar uzayabilir. Yumurtadan çıkan böcekler arka arkaya deri dökerek ya da kabuk değiştirerek büyürler. O sırada gitgide daha çok ergin çekirgeye benzemeye başlarlar. Son iki kabuk dökme sırasında kanatlar gelişir ve son kabuk değiştirmede yani hayvan erginliğe eriştiği zaman kullanılır bir hal alır. Sürenin uzunluğu en çok ısıya bağlıdır. Sürüde erginler önce pembedir. Ama birkaç hafta ya da birkaç ay sonra cinsel bakımdan olgunlaşırlar ve renkleri de sarıya döner. Bu dönem, genellikle yağmur mevsimine rastlar. Uçamayan, henüz erginleşmemiş iri çekirgeler genel olarak ‘sıçrayan böcek’ diye anılır. Yalnız yaşayan iri çekirge yavruları yumurtadan çıktıkları zaman etrafa dağılırlar. Çevreyle ilgili bir faktör onları bir araya gelmeye zorlamadığı takdirde hiçbir zaman gruplaşmazlar. Çekirgelere özgü bir şekilde yalnız başlarına yaşamaya başlarlar. Bunlar genellikle yeşil ya da kahverengi olur. Renkleri çevrelerine çok uyar.

SÜRÜLERİN OLUŞMASI

Bazı belirli koşullar altında, dağılmış olan yalnız çekirgeler sevdikleri bir yumurta dökme alanında bir araya gelebilirler. Buna çoğunlukla havaya bağlı birçok değişken faktör yol açar. Her dişi iri çekirge iki üç yığın yumurta döker. Her yığında da 70-80 yumurta bulunur. Bunlar çatladıktan sonra grubun sayısı en az 100 katma çıkar. Aynı kesime daha fazla çekirge üşüşünce gruplar birleşir. Böylece çekirgeler çok önemli bir adım atar ve yalnız yaşayan böcekler olmaktan çıkarak toplumsal haşereler halini alırlar. Bu da sonunda o çok büyük sürülerin oluşmasına ve ‘sıçrayan böceklerin’ de yine bir araya toplanmalarına yol açar. Çekirgeler sürü oluşturdukları zaman renkleri de değişir. Vücutlarında çok belirgin siyah turuncu ya da sarı çizgiler görülür. Herhalde bu, çekirgelerin birbirlerini görmelerine ve bir arada kalmalarına yardım eder. Üzerlerinde parlak renkli şekiller olan ve ayrı bir sürü oluşturan ‘sıçrayan böcekler’ yani yavrular da pembe birer ergin halini alırlar. Cinsel erginliğe eriştikleri zaman renkleri sarıya döner. Yalnız yaşayan erginlerin rengi daha kumumsudur. Ayrıca yalnız ve toplumsal devrelerde olgun çekirgelerde özellikle kanatlarında yapı değişiklikleri görülür. Bu değişikliklere böceklerin hormon dengesindeki değişmelerin yol açtığı bilinmektedir. Karşılıklı heyecanlandırma hareketleri sonunda faaliyeti arttırır ve çekirgeler yola çıkarlar. Toplumsal devredeki gelişmeler yüzünden beraber olma güdüsü doğduğu için çekirgeler de sürüler halinde, hep birlikte ilerler. Ergin çekirgeler göçmeye devam ettiği sürece birlikte olma güdüsü de devam eder. Artık havalanmışlardır ve daha hızlı gitmektedirler. Hava koşulları da toplumsal çekirgelerin gelişmesine ve sürülerin oluşmasına yol açabilir. Etrafa dağılmış olan uçan çekirgeler rüzgarla birlikte birbirine yaklaşan hava akımlarının önüne doğru giderler. Bu yüzden yağmurlu kesimlere doluşurlar. Çöl çekirgesinin yaşadığı yer genellikle çorak olduğu için, ısrarla rüzgarla birlikte uçması sonunda yağmur yağabilecek bir kesime gider. Böylece burada çok sayıda çekirge toplanır. Yağmurdan sonra fışkıran çöl bitkileri de onlara besin sağlar. Toplumsal evre bunların yavrularında gelişir, ondan sonra her zamanki gibi göç başlar. Çekirgeler uygun hava koşullarında yine rüzgarla birlikte giderler.

ÇEKİRGE AFETİ

Sürü yere indiği zaman çekirgeler her yeşil bitkiyi yerler. Çiftleşmeden sonra her dişi birkaç yüz yumurta döker. Bunlardan çıkan yavrular araya toplanarak her zamanki gibi davranırlar. Ama sürü birkaç katma çıkmış olur. Çekirgeler ‘göçebeliğe devam ederler. Yine yere iner ve ürerler. Bu şekilde bir sürü büyük bir alanı kaplayabilir. Sürüde binlerce ton çekirge bulunur ve bunlar gittikleri yere felaket saçarlar. Sonunda kötü hava koşulları yüzünden sürüler ortadan kalkar. Geride kalan birkaç hayvan tekrar yalnız yaşama evresine döner.Belki de Göçebe Çekirge Araştırma Organizasyonumun en önemli buluşu Afrika cinsiyle kırmızı türün sadece belirli ve kısıtlı patlama alanlarında yalnız yaşama evresinden toplumsala geçtiklerini ortaya çıkarmasıdır. Yerel çekirge kontrol örgütleri bu kesimleri etkili bir şekilde göz altında bulundurmaktadır ve 1944’ten beri çekirgelerin sürüler oluşturması engellenmektedir. Çöl çekirgesi, Incil’de sözü edilen böcektir. Ve artık bu çekirge bütün haşerelerin en mahfedicisi halini almıştır. Kırmızı çekirgeyi kontrol altına almak zordur, çünkü bununla ilgili coğrafi patlama alanları yoktur. Kırmızı çekirge Güney İspanya ve Anadolu’da başlayan, bütün kuzey Afrika’yı içine aldıktan sonra İran’dan geçerek Bangladeş ve Hindistan’a kadar uzanan çok geniş bir alanda yaşar. Bu bölgede 60 ülke vardır. Çekirge felaketi 6 yıl, ya da daha uzun bir süre devam eder. Sonra aynı uzunlukta bir duraklama devresi başlar. Bu sürede sadece yalnız yaşayan çekirgeler bulunabilir. Son çekirge istilası 1950′ den 1962’ye kadar devam etmiştir. 1967’de bahar yağmurlarından sonra yeni bir sürünün oluşmaya başladığını gösteren’ işaretler belirmiştir. 1968’de durum iyice ciddileşmiş ama 1969’un ortaların da vaziyet altı ay önce tahmin edilenden daha iyi olmuştur. Son çekirge istilası 1973-74 de Avustralya’da New South Wales, (Queensland ve Victoria’da görülmüştür.

DOĞAL DÜŞMANLAR

Sadece 3 kilometrekarelik bir yeri kaplayan çekirgeler başarıyla üreselerdi, dört kuşak sonra bütün dünyanın her tarafını korkunç bir şekilde sararlardı. Neyse ki doğal nedenlerle çok sayıda çekirge ölür. Rüzgarlar çekirgeleri uygun bir üreme yerine götürmeyebilir. Toprak, yumurtaların çatlamasını sağlayacak kadar nemli olmaz. Ya da yumurtadan çıkan yavrular yeterli bitki olmadığı için besin bulamazlar veya öğleyin kızgın güneşten koruyacak kadar yaygın bir bitki örtüsü yoktur. Ayrıca iri göçebe çekirgeleri birçok hastalık gelir, asalaklar dadanır. Bu böceklerin pek çok düşmanı da vardır. Küçük bir sinek olan Stomor hina, çekirge yumurtalarının durduğu zarfa çok meraklıdır. Dişi çekirgenin yumurtlamasını bekler. Sonra hemen zarfın üzerine kendi yumurtalarını döker. Bunlardan çıkan kurtlar çekirge yumurtalarını yer. Kın kanatlı troksun larvaları bir tarla dolusu yumurtayı mahvedebilir. Karıncaların zarfın tıkacı üzerinde bekledikleri ve yumurtadan çıkan bütün yavruları alıp götürdükleri de görülmüştür. Kuşlar çoğu zaman hem ergin sürüleri, hem de yavruların gruplarım izler ve pek çok sayıda yavruyu yerler. Yeni gelişmekte olan yavrular o evrede çok savunmasızdır, düşmanları da bundan yararlanarak kendilerine ziyafet çekerler.

İNSANLAR TARAFINDAN KONTROL

Çöl çekirgesi aleyhine yürütülen kampanyalarda, hem uçaklarla hem de kara taşıtlarıyla çok yoğun böcek zehirleri sıkılmış, son derecede üstün cihazlar kullanılmıştır. En etkin yöntemlerden birinde zehiri ince tanecikler halinde püskürtmek için bir Land Rover’in ekzos gazlarından yararlanılmaktadır. Bu yöntem hem basit hem de ucuzdur. Bu zehir yavru çekirgelerin yolları üzerindeki bitkilere sinmektedir. Böylece bu küçük çekirgelerin oluşturduğu gruplar çabucak ve ekonomik bir şekilde ortadan kaldırılmaktadır. Uçaklar, göçebe bir sürünün hızına çıkabilirler. Daha geniş alanları arar, sürüleri bularak onları izler. Çekirgelere sabahlan ve akşamları alçaktan uçtukları ve en savunmasız oldukları sürelerde ilaç sıkabilirler. 60 galon böcek ilacı taşıyan bir tek hafif uçak 180 milyon göçebe çekirgeyi ortadan kaldırabilir.

Göçebe çekirge sürüleri bir üreme yerinden diğerine gitmek için 1.500-3.500 kilometrelik bir mesafeyi aşar, bu arada birçok ülkenin sınırlarım da geçerler. Çöl çekirgesinin işgal ettiği bölgelerdeki yerli kontrol organizasyonları iş birliği yapar ve malzemenin sınırlardan geçirilmesi işini kolaylaştırırlar. Bütün bu örgütleri de Birleşmiş Milletlerin merkezi Roma’da olan Besin ve Tarım Organizasyonu (FAO) yönetir. FAO Londra’daki İri Göçebe Çekirge Karşıt Araştırma merkezinin yönettiği Çöl Çekirgesi Enformasyon Servisi’yle iş birliği yapar.

 

 

SPONSORLU BAĞLANTILAR

About volkan

Check Also

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Deniz mahsullerinin bulaşıcı olmasını açıklayan değişik faktörler vardır. Kabuklu deniz ürünleri, deniz altındaki doğal barınaklarda …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir