Home / Bilgiler / Termit
SPONSORLU BAĞLANTILAR

Termit

Sponsorlu Bağlantılar

Termitler çok zaman ‘beyaz karıncalar’ diye tanınır ama bu yanlıştır. Bu böcekler yaşamları bakımından gerçek karıncalara benzerler. Ama görünüşlerinin birbirlerini çok andırdığı söylenemez. Zaten termitlerle karıncalar pek uzaktan akrabadır. Karıncalar arılar ve eşek arılarıyla akrabadır. Termitler ise hamam böceklerinin yakın akrabasıdır. 1.700 cins termit vardır. Bunların çoğu tropiklerde yaşar. Ama güney Avrupa’da da birkaç cins bulunur. Birleşik Devletler’de ise 55 cins vardır. Kuzey Avrupa’da termit yoktur. Kuzey Avrupa’da temsil edilmeyen önemli tek böcek takımı da budur. Termit fosilleri en aşağı 250 milyon yıllıktır. Avustralya’da yaşamayı başaran pek ilkel bir tür olan yumrulu termit arka bacaklarının biçimi ve dişisinin yumurta bırakma yöntemi bakımından hamam böceğine çok benzer. Dişi, yumurtaları 16’lık ve 24’lük iki sıra halinde dizer.

Termitler ve karıncalar yüzlerce ya da binlerce bireyden oluşan kolonilerde yaşayan toplumsal böcekler olmaları bakımından birbirlerine benzerler. Her ikisinde de koloniler verimli olmayan çok sayıda ‘işçi’ve ‘asker’den, birkaç ya da bir tek üreyebilen ‘kral’ve ‘kraliçe’den oluşur. Bu kralla, kraliçe bütün diğer termitlerin ana ve babaları olabilir. Çok da uzun yaşarlar. Hem termitlerde hem de karıncalarda verimli olmayan üyeler kanatsızdır. Ama verimli erkeklerle dişilerin kanatları vardır. Bunlar sürüler halinde yuvalardan uçarlar. Yeni bir koloni kurmadan ya da eskisine tekrar girmeden önce kanatlarını koparırlar. Termitlerde de karıncalarda da ağızdan ağıza beslenme (trofalaks) görülür. ‘Kral’ve ‘kraliçe’ tamamiyle bu yöntemle beslenir. Termitlerle karıncalar bazı cinslerin toprağın altında beslenmek için mantar yetiştirmeleri bakımından da birbirlerine benzerler.

Ama bu iki böceğin hayat hikayeleri birbirinden çok farklıdır. Karıncada belirgin larva ve pupa evreleri vardır. Larva acizdir ve işçiler tarafından beslenmesi gerekir. Termitlerde yumurtadan çıkan yavru, ergin hayvanın küçük bir kopyası gibidir. Gelişirken biçimi de değişmez.

BİR TERMİT YUVASI

Termitlerin içinde en yoğun şekilde incelenen Atlantik cinsidir. Bundan kara-tümsek termiti diye de söz edilir. Dr. SH Skaife bu termiti Güney Afrika’da Kap eyaletinde incelemiştir. Termit yuvası çapı 60 santim ya da daha küçük siyah tümseklerden oluşur. Bu yuva termitlerin dışkılarından üretilen yapışkan bir maddeyle yapılır. Su geçirmez ve çok da sağlamdır. Ancak bir kazma, ya da çekiçle kırılabilir. Yuva açıldığı zaman bir sünger görünümünde olduğu anlaşılır.

Burası 2,5 santim genişliğinde, ya da daha dar, sayısız hücrelerden oluşmuştur. Bu hücreleri birbirine ancak termitlerin geçebileceği büyüklükte dar delikler bağlar. Tümseğin sakinleri daima sıcak ve nemli bir atmosferde yaşarlar. Havada daima %5-15 karbondioksit vardır. Böyle bir atmosferi olan bir yere sokulan bir insan kısa bir süre sonra bayılır. Yuvanın ısısı dışarıdaki havanınkinden daha az değişir. Fazla sıcak veya çok soğuk havalarda termitler yuvanın ortasında bir araya toplanırlar. Güneş soğumuş bir yuvayı ısıttığı, ya da yaz akşamı fazla sıcak bir kümbeltiyi serinlettiği zaman termitler de etrafa yayılırlar. Atlantik termitlerinin kral ve kraliçesi bazı cinslerde olduğu gibi bir ‘hükümdarlık odasın da oturmazlar. işçilerin geçici olarak genişlettikleri deliklerden yararlanarak hücreden hücreye geçerler.

Yuvanın dış kabuğu dışkı zamkıyla yapıştırılmış kumdandır. Buradaki bir çatlama, yine aynı malzemeyle çabucak onarılır. Güney yarım küresinde ilkbahar sayılan ağustos ve eylül aylarında termitler yuvanın çeperlerini 2,5 santim kadar genişletirler.

İŞ BÖLÜMÜ

Kraliçe’nin boyu yaşına bağlı olarak 1,25-1,80 santimdir 15 yıl yaşayabilir. Kralın uzunluğu ise ancak 6 milim kadardır. Her ikisinin de kanatları vardır ve başlangıçta uçarlar. Ama koloniyi kurarken kanatlarını koparırlar. Bu ‘birinci üreticiler’den başka bir de kanatları iyi gelişmemiş ‘ikinci derecede verimliler’ vardır. Birinci çift bir kazaya uğradığı ya da yaş yüzünden verimsizleştiği zaman, İkinciler verimli yumurta oluşturabilirler. Bunu yapabilmeleri için onlara özel besin verilir. Ama yine de birinci kraliçe kadar üretken olamazlar. Zaten onun yerini de bir değil birkaç ikincil dişi alır. Bazı yuvalarda üçüncü bir tip kanatsız verimli termit olur. Ama bunlar enderdir. Verimli olmayan termitler ya işçidirler ya asker. Bunlar gecelen besin bulmak için dışarı çıkarlar. Bu cins termitler çürümüş bitki yer. Askerler ise termitlerin baş düşmanı olan karıncaların saldırısına karşı bekleyen muhafızlardır. Bunlar topladıkları doğal besini yiyemezler. Verimliler gibi onları da işçiler besler. Atlantik cinsi termitlerin yuvasındaki toplumsal yaşam 40-50 yıl devam edebilir.

İKİ MİLYONLUK TERMİT KULESİ

Aralarında yumrulu cinsin de bulunduğu daha ilkel türler ve kalotermitler familyasının üyeleri tahtanın içinde yaşar. Odunda tüneller ve odalar açarlar ve yine tahtayla beslenirler. Bu termitlerin doğal görevi devrilmiş ağaçları parçalayarak elementlerinin yeniden toprağa dönmesini sağlamaktır. Ama yapıların kirişlerine ya da depoya konmuş tahta sandık ve kutuları sardıkları zaman her şeyi mahvederler. Bütün tropik kesimlerde ciddi bir problem yaratırlar. Daha gelişmiş termit cinslerinden bazıları büyük yuvalar yapar. Bunlar yüksekliği 6 metreye kadar olabilen kulelerdir. İçlerinde belki bir iki milyon termit yaşar. Afrika’nın tropik kesimlerinde topraklar tarım ya da yapı için düzeltilirken büyük termit yuvaları buldozerlerin karşısında bile dayanır ve ancak patlayıcılarla ortadan kaldırılırlar. Kuzey Avustralya’daki ilginç pusula termitleri 3-3,60 metre yüksekliğinde ’termiteryum’lar yapar. Termiteryum yassı bir takoz biçimindedir. Kenarı yukarı doğrudur ve tam kuzey-güney yönündedir. Yassı yanlar ise doğu ve batı gösterir. 15u durumun termitlere ne yararı olduğu bilinmemektedir. Yuvalarını tam bu yönde yapmayı nasıl başardıkları konusunda da bir bilgi yoktur. Ancak termitlerin yuvalarını güneşin sıcaklığından iyice yararlanmak için bu yönde yaptıkları öne sürülmüştür.

Bazı termitler toprağın altında yuvalar kazar. Bunların toprağın üstünde bir uzantıları yoktur ya da küçük bir üst yapı vardır. Bazıları ise ağaçlarda, çiğnenmiş odun hamurundan yuvalar oluştururlar. Bunlar yaban arıları yuvalarına çok benzer.

SİNDİRİM İÇİN YARDIM GEREKİYOR

Termitler temelde otçuldur. Tahtanın içinde yaşayan ve yine bununla beslenenlerin barsakların da mikroskopik tek hücreli canlılar (protistan) vardır. Bunlar tahtadaki selülozu parçalar ve böylece termitlerin sindirmesini sağlarlar. Toprağın altına yuva yapan ya da yığınlar oluşturan termitler çeşitli bitkisel besin alırlar. Bunlar canlı, solmuş ya da çürümüş olabilir. Çürüyen tahta ya da yapraklarda daima bulunan mantarlar da termitlerin hepsi değilse bile hiç olmazsa çoğu için önemlidir. Bazıları toprağın altındaki büyük odalarda şemsiyeli karıncaların da yaptıkları gibi, mantar yetiştirirler.

Atlantik termitlerinin yaptıkları kara-kümbetli tipindeki yuvalarda hiçbir ziyan olmaz. Ölüler yenir. Boşaltım maddeleri de öyle. Bunlar, son

Asker karıncayla asker termitin kıyaslanması. Toplumsal böcekler olan karıncalar da, termitler de kolonilerde yaşar. Koloninin her sınıfından bireylerin belirli bir görevi vardır. Askerler, adlarından da anlaşılacağı gibi koloniyi korurlar. Bu iki asker arasındaki en belirgin fark şudur: karıncanın karnında “bel’ yeri vardır.Yumrulu termitlerin oluşturduğu koloninin en uzun yaşayanları : kralla kraliçe. Kral; karnı yumurtalarla nispetsiz bir şekilde şişmiş olan kraliçenin yanında cüce gibi kalıyor. Döllenmeden sonra kraliçe sadece yumurtluyor. Kral onun yanında kalır. Yeni koloninin genişlemesi için ona yardım eder. Bu toplumsal böceklerde pek görülmeyen bir şeydir

besin zerresi de alınıncaya kadar tekrar tekrar yenir. Geride kalan hamur ise yapıda kullanılır.

HERKESE AÇIK ŞÖLEN

Kanatlı dişilerle erkekler sürüler halinde yuvalardan uçtukları zaman, böcek yiyen her yaratık onları avlamaya kalkar. Kuşlar, küçük memeliler, kertenkeleler, kurbağalar ve hatta makul, fırsatçı insanlar bu durumdan yararlanırlar. Uçuşan narin prens ve prenseslerden daha azı sağ kalır ve kralla kraliçe olur. Karınca yiyen, güney Afrika karınca yiyeni, karınca kurdu ve pullu karınca yiyen gibi çok özel organlar geliştirmiş memeliler güçlü pençelerinden yararlanarak yuvaları açar ve termitleri uzun, yapışkan dilleriyle toplayabilirler. Ama aslında termitlerin can düşmanları karıncalardır. Bu iki böcek arasında daima bir savaş hali vardır. Termit askerleri karıncalarla savaşmak için de aslında özel şekilde gelişmiş bireylerdir. Bazılarının bir karıncayı ikiye ayırıveren güçlü çenesi vardır. Diğerlerinin çenesi yoktur ama bunun yerine kafaları uzayarak musluk biçiminde bir burun halini almıştır. Termitler buradan son derecede yapışkan bir sıvı püskürtürler. Buna dokunan karınca yapışıp kalır. Ancak termitler etkili gözüken silahlarına rağmen karşı karşıya bir savaşta karıncalarla başa çıkamazlar. Yaşamlarını sürdürmek için yuvalarının etkili savunma gücüne güvenirler.

UZUN ÖMÜRLÜ KRALİÇELER

Çok kimse kraliçe termitin nasıl bir böcek olduğunu bilir. Kraliçe sucuk biçiminde bir yumurta fabrikasıdır. Bunlar böcekler arasında eşsizdir. Çünkü son kabuk dökmelerinden sonra yine de büyümeye devam ederler. Karın parçalarının arasındaki deri gerilir. Asıl parçanın kabukları kraliçenin şişkin, açık renkli sırtında lekeler halinde kalır. Atlantik cinsi termitlerin kraliçesi 15 yıl yaşayabilir. İri ve çok gelişmiş türlerde ise daha da uzun ömürlü olur. 1872’de Avustralya’ da telgraf tellerinin geçirilmesi için büyük bir termit yuvasının parçalanması gerekmişti. Yuva 1913’te ve 1935’de tekrar incelendi. Yuvanın kırılmış tepesi tamir edilmemişti ama içeride yine de kalabalık bir koloni yaşıyordu. Bu cinsin (Avustralya termiti) yuvalarında hiçbir zaman ikincil verimliler bulunamadı. Yani 1872’de 4,20 metre yüksekliğinde olan yuvanın kurucusu herhalde 1935’te hala sağdı. Belki koloninin ilk sakinleri ölmüştü ve toplum yemden kurulmuştu. Ama kraliçenin sağ olması ihtimali vardı. Yani bir böcek insanlar kadar yaşamıştı.

SPONSORLU BAĞLANTILAR

About volkan

Check Also

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Kabuklu Deniz Ürünlerinin Enfeksiyonları

Deniz mahsullerinin bulaşıcı olmasını açıklayan değişik faktörler vardır. Kabuklu deniz ürünleri, deniz altındaki doğal barınaklarda …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir